17 Eylül 2009

Güne Düşülen Notlar


Fotoğraf: Bruce Percy


Bir perde iniyor, mavisine hayran olduğum denizlerin üstüne.
Bir damla düşüyor, özlem yüklü buluttan.
Bir ılık meltem esiyor bilinmezden, ve damla denizle buluşuyor.
Bir el açılıyor göğe doğru...
Bir kuş uyuyor içinde...
Ve ben, mavinin en derininde,
İçimden fısıldıyorum sessizce:
(16/17)


Korkma; her köşesinden ya bir gürültü gelir bu adanın;
Ya bir ses, ya da bir ezgi: Ama hepsi hoştur,
Zarar vermez insana. Bazen bir ağızdan
Binlerce çalgı çınlar kulağımda.
Öyle sesler var ki,
Uzun bir uykudan uyanmış olsam bile,
Yine uyutur beni; sonra da rüyamda
Bulutlar açılır ve hepsi, üzerime yağmaya hazır
Hazineler gösterir bana; öyle ki, uyandığımda,
Yeniden uykuya dalayım diye ağlarım. (*)




Never Let Go - Omar




(*)
Fırtına, William Shakespeare



06 Eylül 2009

Hep var(mış)...



Duaların Gerçekleştiği Zaman - Can Atilla

Masalların, “bir varmış, bir yokmuş...” diye anlatıldığı bir devir varmış. Sonra bir gün, hep “bir varmış, bir yokmuş” yaşandığı için masal sanılan, bir masal yazmış. İstemiş ki; gerçek masalın ne olduğunu, bütün düşe hasret yaşayanlar dinlesin. Dinlesin ki; düşe giden yolda, yıldızlar üstüne yağarken kendinden geçsin. Geçsin ki; içi dışı bir olduğunda, ay aynasında kendinden korkmasın. Korkmasın ki; o düşten hiç uyanmak istemesin. İstemesin ki; gerçek, masal olsun. Olsun ki; bir varmış kalsın, bir yokmuş yok olsun. Hep olsun... Hep var(mış), diye anlatılsın. Devir değişsin. Masal sanılan, hep var olsun. Olsun ki; inanları, var edenleri, anlatanları artsın.

Ve bir gün...

Küçük bir kız, gözlerini kapayıp bir dua etmiş. Işık kanatlı peri gelmiş ve kulağına fısıldamış: “Hep var(mış)........

Küçük kız, düşe dalmış ve bir daha hiç uyanmamış.

Artık, hülya ellerinin arasındaymış.



30 Ağustos 2009

Kendime Notlar




Arafta bizi neyin beklediğini bilemeyiz...

açılınca zamanın penceresi,
rüzgar bir demet beyaz gül derdi
üstünde şebnem taneleri.
araftan an'ıma hediye idi...



Seal - Kiss From A Rose




25 Ağustos 2009

Maksat gönüller bir olsun...



Sevgili Özlem ve Sevgili Ufuk Çizgisi'ne sonsuz teşekkürlerimle,
tüm blog arkadaşlarıma hediyemdir.

Kurallar, onlara uymamız için konulsa da..amaç hatırlayıp hatırlanmaksa, bir güzellik duruyorsa ortada ve kurallara uymamanın da kimseye zararı yoksa..arada ve de sırada uymasak da olur, pekala... :-)

Birini kulak arkası yaptığım kurallara göre, ödül dağıtımından sonra hakkımda yedi ilginç şey yazmam gerekiyormuş. Son günlerde bana ilginç gelenlerden örnekler, size ne kadar ilginç gelir bilemem :-)

  • Yazı yazmak içimden gelmiyor.
  • Kitap okumak da içimden gelmiyor.
  • Hatta, boş boş yatıp tavanı izlemek, her geçen gün daha eğlenceli oluyor.
  • Gerçekte susup, rüyanda konuşursan; söylediklerinden sorumlu olmuyorsun.
  • Gerçeği rüyaya çevirirsen, o zaman gerçeğinden de sorumlu olmuyorsun..Üstelik mutlu oluyorsun.
  • Nadiren de olsa rüyalar gerçek oluyor. Ama sen gözü açık rüya görebilecek kadar yetenekliysen, bu istisnayı beklemene de gerek kalmıyor.
  • Evet! Evet! Zaman zaman benim de saçmalamaya ihtiyacım oluyor.




19 Ağustos 2009

Güne Düşülen Notlar : Menekşe'den...

Fotoğraf: Raisien

Az önce menekşeme su verirken fark ettim ki, her yaprağın kökünü besleyen bir yaşam açısı var. Ve her yaprak, bu açı sayesinde, üstüne düşen damlayı özenle köküne gönderiyor.

Boynu bükük yapraklar hariç...

Başka bir yaprağa can vermek için mi boynunu büküşü ve bir daha doğrulamayışı...

Yoksa zaten büküktü boynu da, eğriliğinden bir doğru çıkarma çabası mı bu...

Peki... Bu, neyin açısı...Öz-veri? Ölüm?

Tuhaf...

Tıpkı, hayat gibi...





 

©2009 La Dolce Vita | by TNB